Eylül 16, 2010
Sosyal Medya ile 140 bin dolarlık uçak satılır mı?
Sosyal Medya ile 140 bin dolarlık uçak satılır mı? Yanıtı net: Evet.
Searchenginewatch.com’a göre Şubat 2010′da düzenlenen Sebring U.S. Sport Aviation Expo 2010′da Piper Aircraft, PiperSport adlı hafif uçağının lansmanını yaptı. Ancak bu lansmanın özelliği tanıtım için fuarda yer almanın yanında sadece sosyal medyanın kullanılmasıydı.
Piper Pazarlama Direktörü Jackie Carlon, DigiNovations Video Production Services ve ChannelOne Marketing Group’u sosyal medya çalışmaları için görevlendirdi.
YouTube’da, Facebook’ta ve Twitter’da sayfaları oluşturuldu. Ayrıca Facebook ve Twitter’a özel içerik üretmesi için Janice Brown & Associates ile anlaşıldı.
Adı hiç duyulmamışken iki hafta içinde;
- YouTube’daki PiperSport videoları 22.808 kez izlendi.
- Facebook sayfasını 4,886 kişi takip etmeye başladı. Bu rakam 16 Eylül 2010 tarihi itibariyle 11,969’a ulaşmış durumda. Bu takipçiler aktif bir şekilde fikirlerini belirtiyor, haberleri post ediyor, resim yüklüyorlar.
- Twitter sayfasını önemli bir gazeteci ve blogger topluluğu izlemeye başladı.
- En nihayetinde 140.000 dolarlık bir hafif uçak internet aracılığıyla satıldı.
Üstelik sosyal medya kampanyası için, strateji geliştirme, içerik geliştirme, video prodüksiyonu, içerik uyarlama ve sosyal medya kanalı yönetimi dahil olmak üzere 40.000 dolar harcandı.
Nisan 30, 2009
Sosyal medya ne değildir?
Nisan 29, 2009
Sosyal medya kullanımının 101 yolu
Nisan 10, 2009
Sadece Twitter iletişimi yapan iletişim ajansı
Adage’de yayınlanan bir video’da film ve yapım şirketleri ile eğlence sektöründe hizmet veren şirketlere Twitter iletişimi hizmeti veren Carrie Bugbee ile yapılan röportaj yayınlandı. Kendi adıyla Twitter’da oldukça büyük bir kitleye seslenen bu şahıs, bir gün bir dizi kahramanının Twitter’da olduğunu görmüş ve aklında yeni bir fikir canlanmış. Madman karakterleri için hesap açmış ve onların ağzından twitlemeye başlamış. Öyle ki bu işiyle bu yıl Şubat ayında Shorty Awards’da “En İyi Twitter Reklamı” ödülünün sahibi olmuş. supportingcharacters.com adında bir sitesi var.
Carrie Bugbee, pek çok film şirketinin ya da prodüksiyon şirketinin Twitter’ı kullandığını ama nasıl kullanacaklarını kesinlikle bilmediklerini söylüyor. “Kimseyi izlemiyorlar, iletişime geçmiyorlar, sadece tek taraflı bir yayın yapıyorlar. Yani tek yaptıkları oraya bilgi atmak… Twitter bu demek değil. Böyle çalışmıyor; en azından bu şekilde kullanıldığında işe yaramıyor” diyor.
Bugbee, Twitter’ın iyi kullanıldığında çok işe yaradığını söylüyor. Bunu da en iyi blogger’lar bilir diyor. Bloggerlar Twitter kullanmaya başladıklarında sitelerindeki trafiğin artış hızını gözlemliyorlar tabiî ki.
Bugbee, Twitter’ı şöyle tanımlıyor: “Twitter, sizle aynı konularla ilgilenen ve aynı konulardan konuşan insanlarla buluşmanızı ve iletişme geçmenizi sağlıyor. Örneğin annelerin sorunları. Bu konuda çok yazan var Twitter’da… Ya da balıkçılık, politika vs… Twitter kesinlikle şu anda bunu yapıyorum demek değildir. Yani mesela ‘şu anda bir sandwich yiyorum’. Twitter bu değildir. Bunu yapanlar var ama büyük bir hızla azalıyorlar. İnsanların benzer ilgi alanlarındaki insanlarla ilişkiye geçmeleri için bulunmaz bir ortam Twitter.”
Kendisinin her ilgi alanıyla ilgili farklı hesabı olduğunu da belirtiyor Bugbee. Cazla ilgili bilgi edinmek istediğinde cazla ilgili hesabını, sosyal medyayla ilgili neler oluyor dediğinde de diğer hesabını kullanıyor.
Bu önemli bir konu. Şu anda pek çok Twittercı bir hesaptan pek çok konu hakkında yazıyor (malesef ben de öyle).
Markalar da gerçekten burayı tek taraflı bilgi verme alanı olarak kullanıyor. Amaçlarına ulaşıyorlar belki ama Twitter’ın daha işe yarayan kullanım şekillerini geliştirmek gerekiyor.
Bu arada hiç kimsenin aklına Polat Alemdar’ın Twitter’ını açmak gelmiş midir diye baktım, yoktu
Mart 28, 2009
Sosyal Medya Uzmanı olur mu olmaz mı?
Kipp Bodner neden sosyal medya uzmanı olunamayacağını açıklıyor. Keyifli bilgiler var.
Nobody Should Want To Be a Social Media Expert from Kipp Bodnar on Vimeo.
Mart 19, 2009
Sosyal medya deneme sürecinde
Bir önceki yazıda gelecek sosyal medyada falan dedim ama bugün yayınlanan bir araştırma o kadar da uçmamak gerektiğini söylüyor. Forrester Research’ün yaptığı araştırmaya göre Amerika’da pazarlamacıların yüzde 75’i gelecek yıl sosyal medya çalışmalarına 100 bin dolardan daha az para harcayacaklar. Forrester, araştırmanın yorumunda sosyal medyanın halen pazarlamanın ana dalları arasına girmediğini, ama şirketlerin deneyimsel bütçelerinden büyük pay aldığını söylüyor. Tabii sosyal medyada pazarlama çalışmalarının diğer reklam programlarından çok daha az masraflı olduğun uda göz önünce bulundurmak gerekiyor.
Forrester, sosyal medyanın deneyimsel bütçe yerine ana pazarlama bütçesinden pay alabilmesi için etkisini ölçülebilir sonuçlarla kanıtlaması gerekiyor. Kanıtlanmış sonuçların eksikliği, araştırmaya katılanların yüzde 45’ünün sosyal medya bütçesinin “ihtiyacımız kadar” tabanında ayarlandığını söylüyor.
Ama araştırmanın iyi sonuçları da var. Bu kriz ortamında bile pazarlamacıların yüzde 53’ü sosyal medya harcamalarını artırmayı planladıklarını söylemişler. Sadece yüzde 5’i azaltacağını ve yüzde 42’si de aynı kalacağını söylemiş.
Forrester’ın araştırması 1000 kişiden fazla çalışanı olan şirketlerin 145 interaktif pazarlamacısı ile yüz yüze görüşme ile gerçekleştirilmiş.
Mart 18, 2009
Yeni iş dalı: Sosyal Medya Uzmanı
Son zamanlarda sosyal medya herkesin dilinde, pek çok şirketin de iş planları, pazarlama ve PR stratejileri arasında… Bu da yeni iş dallarının ve tabii yeni mesleklerin doğmasına neden oluyor. Bunlardan biri mutlaka “Sosyal Medya Uzmanı” olacak.
Yurtdışında büyük şirketler sosyal medyayla ilişkilerini sağlayacak yöneticiler atamaya başladılar bile. Ford Motor, PepsiCo, Fargo ve Dell bunun öncülerinden oldu. Sosyal Medya Direktörü, İletişim ve Konuşma (conversation) Başkanı, Deneyimsel Pazarlama ve Dijital İletişim Müdürü gibi title’lar kendilerini göstermeye başladı. Bu kişilerin görevleri internette şirketleri hakkında neler söylendiğini izlemek ve konuşmaları yönlendirmek.
Bu kişiler, “Eğer bir müşterinin problemini telefonda çözerseniz kimse bilmez, ama problemi bir blogda çözerseniz binlerce kişi memnun edilmiş olur” fikrinden yola çıkıyorlar. Artık kurumsal iletişimin farklılaştığı kesin. Bundan sonra kurumsal iletişimin görevi sadece basınla ve müşterilerle sınırlı kalamayacak. Çok daha farklı ve kendi dinamikleri olan sosyal medyayla da iletişim kurulması kurumsal iletişimin en önemli görevleri arasında yer alacak.
Dell’in sosyal medya ekibi 45 kişi
Yurtdışından benim bildiğim en çarpıcı örneklerden biri Dell. Dell’in Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı olan Bob Pearson’ın görevi bir sene kadar önce İletişim ve Konuşmadan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak değiştirildi. Kendisine bağlı 45 kişi çalışıyor. Financial Times’da yer alan bilgilere göre ekibin bir kısmı blog çözümleri üretmek üzere konumlanmış. Onlar memnuniyetsiz müşteriler için online ortamda neler yapabiliriz konusuna kafa yorarken ekibin geri kalanı şirketin 80 Twitter hesabını, 20 Facebook sayfasını ve sosyal network’lerdeki diğer faaliyetlerini yönetiyor.
Peki Türkiye’de neler oluyor? Bildiğimiz kadarıyla şirketler böyle departmanlar kurmaya başlamadılar. Ancak küçük adımlar da atılmıyor değil. Örneğin şirketlerin bu konuda taleplerinin arttığını gören, yıllardır blog yazan, sosyal medyayı iyi tanıyan kişiler PR 2.0 ajansları kurmaya başladılar. PR ajansları da bu konuda departmanlar oluşturma ve müşterilerine bu konuda hizmetler verme yolunda çalışmalar yapıyor. Yani “Sosyal Medya”nın önemli bir meslek haline geleceği bugünden görülebiliyor.
Şirketlere gelince, önce bağlanılmasını yasakladıkları sosyal network sayfalarını yeniden erişime açmaları, sonra da kontrolleri altına almayacaklarından emin oldukları ve bu yüzden hiç de sevmedikleri bu mecraya bir an önce ayak uydurma çalışmalarına başlamaları gerekiyor. Sosyal medya çığ gibi büyüyor ve “sosyal medya uzmanları”nın dediği gibi “bu mecrada siz bir şeyler yapmazsanız, birileri sizin yerinize mutlaka yapar ve çoğunlukla bu sizin pek de hoşlanmayacağınız girişimler olur”…
Not: Bu yazı 15 Şubat tarihli IP Magazine Editör köşesinde yazdığım yazıdır.
